Büyükada kolay ulaşımı, eşsiz manzarası, bol oksijeni ve birazcık at kokusuyla İstanbula hem yakın hem de uzak bir cennet gibi.  Büyükadaya adım atar atmaz o eşsiz manzara, karmaşası olmayan hayat sizi öyle bir içine alıyor ki bir anda uzaklaşıyorsunuz İstanbuldan. Meydandan uzaklaşıp içeri kısımlarda bir tur atarsanız ada tüm güzelliği ve huzuru ile sizi içine çekiyor sizi.

Biz de geçen Pazar günü Büyükada turu yapmak için yola koyulduk. Büyük adaya varmak bizim için epey bir meşakkatli oldu. İstanbul da ulaşımın ve özellikle Pazar sabah saatlerinde ne kadar zor olduğunu anladım. Planımız sabah Kabataş’tan kalkan Şehir Hatları Vapurunu kullanarak adaya geçmekti. İnternetten saatlerine bakarak yola çıkmıştık fakat gittiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu. İnternetten yayınlanan saatler yalnıştı ve biz yaklaşık bir buçuk saat Kabataşda beklemek zorunda kaldık. Size en önemli tavsiyem saatleri teyit ederek planınızı yapmanız. Şehir Hatları Vapuru dışındada bir çok secenek var adaya ulaşmak için. Özel motorları ve İDO’ yu kullanarak da adaya geçebilirsiniz. Motorların fiyatı 3,5-.5 TL arası değişiyor. İDO ise en hızlı ulaşımı sağlıyo dönüşte kullandık ve adadan kabataşa 40 dk da geldik. Fiyatı diğer seceneklere göre biraz tuzlu kalıyor 6,5 TL. Hızlı ama vapuru gibi de keyifli değil, aceleniz yoksa deniz otobüsüyle gitmenizi  önermem.

Büyükada’yı gezmek için 3 alternatifiniz var. O güzelim ada evlerinin önünden iç geçirip gecerek  yürümek ilk alternatif.  Yürürken faytonlara dikkat, özelllikle haftasonu daha yoğun oluyor fayton turları. 2. seçeneğiniz  meydanda bulunan bisikletçilerden bisiklet kiralayabilirsiniz. Saatlik fiyatları 3,5- 5 TL arasında değişiyor. Son alternatifiniz ise faytonlar. Faytonla küçük tur veya büyük tur yapabilirsiniz. Turlar dışında gitmek istediğiniz noktaya kadarda kullanabilirsiniz. Büyük fayton turu 60 TL, küçüğü ise 40. Biz yürüyerek dolaşmayı seçtik, ilk başta gözümüz korktu açıkcası acaba turumuzu tamamalayabilirmiyiz diye düşünmedik değil. Ama o tarihi köskler, temiz hava ve rahatça yürüyebilceğiniz yollar bize zamanı unutturdu.  Yürdüğümüz cadde de bulunan tarihi köşkler insanda hem merak uyandırıyor hem de hayaller kurmanıza neden oluyor.  Bu etkileyici köşkler de kimlerin neler  yaşadığı merak uyandırıyor insanda, tüm bu köşklerin ayrı bir hikayesi olmalı.

Motorlu hiçbir taşıt olmadığı için tüm ada sokakları bize aitti. Fotoğraf çeke çeke, mola vererek eğlenceli bir yürüyüş yaptık.  Yaklaşık bir saat sonra Birlik Meydanına vardık( burası  Lunapark olarakda tabir edilen alan). Burdan sonra Aya Yorgi Kilisesine  varmak için 25-30 dakikalık bir yokuşu çıkmanız gerekiyor.  Yokuş gerçekten yorucu, mola vermek için aralıklarla birkaç bank var. Ayrıca 2 de çeşme bulunuyor, özellikle yaz aylarında gidiyorsanız su şişelerinizi yanınıza almayı    unutmayın.Kilisenin olduğu tepeye cıktığınızda eşsiz maznzara tüm yorgunluğunuzu alacak.  Kilisenin etrafında manzarayı syredek biraz dinlendik ve tabi fotoğraf çektik. Ardından Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı’nı ziyaret ettik. Kilise 12.yüzyıl da inşa edilmiş ve Ada’nın tam 202 metre yukarısında kalmaktadır. Artık kendimize bir ödül verme zamanıydı ve hemen kendimizi Kır Gazinosuna attık. Yemekler ve fiyatlar şahaneydi. Manzarayı zaten anlatmam imkansız çünkü sadece seyretmeniz gerekir. Burda öncelikle masanızı seçiyorsunuz ve ardından mutfak kısmına gidip yemeklerinizi seçiyor, tepsiyle yemeklerinizi getiriyorsunuz. ET şiş, köfte, tavuk şiş, patates kızartması, salatası güzeldi fakat sirke, limon ve yağı içinde bulunuyor yemeyecek olduğunuzu önceden belirtmenizi öneririm, alkollü içeceklerde bulunmakta.  Buradan ayrılmak çok zor geldi bize manzara ve yemekler bırakılmıyor.  Yolumuz uzun olduğu için kalktık sonunda ama size şiddetle tavsiye ederim Aya Yorgiye çıkın ve Gazino’nun enfes yemeklerini tadın. Benim için adanın en keyifli yeriydi.  Yokuş bizi epeyce yorduğu için biz dönüşte faytonla gelmeyi tercih ettik.

Büyükada’ nın akşam da keyfini cıkarabilmek için otelde kalmayı tercih ettik.Kaldığımız oteli bir internet sitesinden aldığımız indirim kuponuyla seçmiştik. Ada da memnun olmadığımız tek yer oteldi sanırım. Otelin diğer odaları nasıldı ya da diğer gelen müşterilere nasıl davranılıyor bilmiyorum. Belki de biz indirimli müşteri olduğumuz için otelin en kötü odasını bize vermişlerdi.Zaten böle kampanya anlayışını anlayamadım ama umarım ona da başka bir yazımda genişçe değinirim. Sabah kahvaltısına gelecek olursak, açık büfe diye tabir edilen bir kahvaltı vardı, görmeniz gerek her şeyden tek çeşitti. Kahvaltıda müşteri ayrımı yapmadıklarını düşünüyorum. En azından siz indirimli müşterisiniz kahvaltınızı burda yapacaksınız demediler. Olsun ada oteli unutturdu. Ada akşamlarıda ayrı bir güzel. Her yer cıvıl cıvıldı. Bunda vapurların geç saatlere kadar olmasınında etkisi büyük diye düşünüyorum. Özellikle Bostancıya 1’e kadar vapur seferleri vardı.

Ada ya gitmişken plajları ziyaret edip denize de girebilirsiniz. Adada bizim duyduğumuz bir kaç yer vardı denize girilebilecek: Yörükali, Naki bey ve Prenses Koyu ve bazı halk plajları. Biz adadan ayrılacağımız gün denize girelim dedik Yörükaliyi tercih ettik. Giriş ücreti hafta sonu 25 tl, hafta içi 20 ama indirim yaparak 15’e belki de daha fazla düşürebilirsiniz fiyatı. İskelenin ordan bu plajlara gidebilmek için belirli saatlerde gidiş-dönüş olmak üzere ücretsiz motorlar kalkıyor. Deniz kirli değil ama çok yosunlu. Pazar günleri gitmenizi tavsiye etmem etkinlikleri var ama çok kalabalık oluyor.

Umarım biraz olsun fikir verebilmişimdir, bizim için hoş vakit geçirdiğimiz güzel bir deneyim oldu.

Gününüz lezzetli olsun.